 |
|
İstanbuldere
1877-78 Osmanlı-Rus savaşları'ndan sonra ,
Stalin yönetimindeki baskılardan kaçan gürcü'ler doğal güzelliklerine
hayran kaldıkları bu yöreye yerleşmişler.Köyün ortasından gürül gürül
akan İstanbuldere , eskiden ormanlardan elde edilen tomrukları
İstanbul'a ulaştırmak için yegane yolmuş.Bu yüzden köyün ilk adı İstanbuldere'dir.Bir süre sonra Ulviye köyü olarak anılan İstanbuldere ,
1960'lı yıllarda köyde öğretmen olarak görev yapan ve halk tarafından
çok sevilen Şerafettin Erdemli'nin soyadı ile anılmaya
başlanmış.Şu anki kayıtlarda da ismi İstanbuldere Köyü olarak
geçmektedir.
|
|
 |
|
Bu yöreye ilk olarak
yerleşen Gürcü'ler , ormanların bol olması nedeniyle kereste işi
yapmışlar , su enerjisi ile çalışan ve bugünkü köylüler arasında
eski değirmen olarak anılan bir fabrika kurmuşlar.Keresteler
dağlardan hazırlanan yollardan nehrin yanına kadar indirilmekte ve
nehir vasıtasıyla Sapanca'ya getirilip,buradan İstanbul'a
nakliyesi yapılmaktaymış.1950'lerde meydana gelen büyük sel felaketinden
sonra ağaç kesimi büyük ölçüde yasaklanmış ve şimdilerde sadece devletin
izin verdiği alanlarda kesim yapılmaktadır.Bunun sonucu olarak ekonomik
zorluklar yaşamaya başlayan köy halkı, ya İstanbul'a yada
Sapanca merkezine yerleşmiş ve köydeki nüfus büyük ölçüde
azalmıştır.Şu anda İstanbuldere Köyünde mevcut hane sayısı sadece 4'tür. |
|
|
|
İSTANBULDERE ALABALIK
EVİ , İstanbuldere Köyü mevkii'nde 1997 yılında müşterilerine hizmet
vermeye başlamıştır.Konum itibarıyla etrafından 4 derenin aktığı bir
vadi içerisinde doğa ile içiçe , yazın en sıcak günlerinde bile serin
havasıyla yorgunluğunuzu atabileceğiniz Cennet'ten bir köşedir. |
|
|